Kural, kişiye göre değişmez.
Aile şirketlerinde kurumsallaşmanın en önemli adımlarından biri, aile ile şirket arasındaki kuralların belirlenmesidir.
Ancak yalnızca kuralların yazılmış olması, şirketin geleceğini güvence altına almaya yetmez.
Asıl mesele, üzerinde uzlaşılan kurallara herkesin ve her koşulda bağlı kalabilmesidir.
Aile şirketlerinde yaş, kuruculuk, geçmişten gelen otorite veya aile içerisindeki konum zaman zaman bazı kişilere kuralların üzerinde hareket edebilecekleri düşüncesini verebilir.
İlk istisna da çoğu zaman tam bu noktada başlar.
“Bu defaya mahsus…”
“Onun durumu farklı…”
“Bu kararı bir kereliğine böyle alalım…”
Oysa bir kuralın ilk kez ihlal edilmesi yalnızca o güne ait bir karar değildir.
Sonraki ihlallerin de gerekçesini oluşturur.
Daha zor bir durum ise üzerinde mutabakat sağlanan kuralların zaman içerisinde ortaklardan birinin çıkarlarıyla çatışmasıdır.
Aile Anayasası hazırlanmış, görevler tanımlanmış, karar mekanizmaları belirlenmiş olabilir.
Ancak gün gelir, ortaklardan biri üzerinde daha önce uzlaştığı bir kurala karşı çıkar.
Hatta kendi istediğinin kabul edilmemesi durumunda ortaklıktan ayrılmayı dahi gündeme getirebilir.
Tam da bu noktada kuralların neden var olduğu hatırlanmalıdır.
Kurallar, herkes aynı fikirdeyken değil; fikirler ve çıkarlar birbirinden ayrılmaya başladığında şirkete lazım olur.
Bu nedenle Aile Anayasası kişilere göre değişen bir iyi niyet metni değil, ortak iradenin geleceğe bırakılmış taahhüdü olmalıdır.
Elbette şirketler değişir, kuşaklar değişir, şartlar değişir.
Kurallar da önceden belirlenmiş ortak bir revizyon mekanizmasıyla zaman içerisinde güncellenebilir.
Ancak bir kişinin talebi, otoritesi veya ayrılma tehdidi nedeniyle üzerinde uzlaşılmış bir kuralın delinmesi başka bir şeydir.
Kural değiştirilebilir.
Ama kişiye göre bozulmamalıdır.
Aile şirketlerinde sürdürülebilirliği sağlayan şey yalnızca doğru kurallar koymak değildir.
O kuralları, en zor zamanda dahi kişilerden üstün tutabilmektir.
Belki de aile şirketlerinin kendilerine sorması gereken asıl soru şudur:
Bizim kurallarımız gerçekten şirketimizin geleceğini mi yönetiyor, yoksa güçlü olanın talebine göre değişiyor mu?
Çünkü güçlü şirketler tesadüfen oluşmaz.


