HER EŞİTLİK, ADALET DEĞİLDİR.
Aile içerisinde çocuklar arasında eşitliği gözetmek son derece doğal bir yaklaşımdır.
Ancak ailede doğru olan her yaklaşım, şirket yönetiminde aynı sonucu vermeyebilir.
Aile şirketlerinde zaman zaman bütün aile bireylerine aynı imkânı sunmanın, aynı ücreti vermenin, aynı yetkiyi tanımlamanın veya gelecekte aynı pozisyonları açmanın adaletli olduğu düşünülür.
Oysa şirket açısından adalet, herkese aynı şeyi vermek değildir.
Sorumluluk, yetkinlik, katkı ve performans arasındaki dengeyi kurabilmektir.
Şirkette aktif olarak çalışan bir aile bireyi ile çalışmayanın konumu aynı değildir.
Yıllardır sorumluluk üstlenen ile şirkete yeni katılanın yetkisi aynı olmak zorunda değildir.
Bir görevin gerektirdiği yetkinliğe sahip olan ile yalnızca aile mensubu olduğu için o görevi isteyen kişiye aynı yaklaşmak da adalet değildir.
Aile bağı herkesi birbirine yakınlaştırabilir.
Ancak şirket içerisindeki rollerin sınırlarını belirleyen şey soyadı değil; görevin gerektirdiği sorumluluk ve yetkinlik olmalıdır.
Aksi halde eşitliği korumaya çalışırken şirket içerisindeki adalet duygusu zedelenebilir.
Ve zamanla en fazla sorumluluk alanlar, en fazla katkı sağlayanlar ve kendisini geliştirenler şu soruyu sormaya başlayabilir:
“Ben neden daha fazlasını yapıyorum?”
Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik, aile bireylerini birbirinden ayırmakla değil; aile ile şirket arasındaki farkı doğru tanımlamakla mümkün olur.
Ailede sevgi eşit olabilir.
Şirkette ise sorumlulukların karşılığı adil olmalıdır.
Çünkü güçlü şirketler tesadüfen oluşmaz.



